Türkiye Yüzyılı’na Hoşgeldiniz

Tahmini Okunma Süresi: 4 dakika

Özellikle pandemi döneminden itibaren sanırım artık bir çoğumuzun gündelik hayatında daha fazla şahit olmaya başladığı bir gerçeklik var : Kumar ve umut sektörü… Ben bu yazıyı kırsalda tanık olduklarım yada dinlediklerim üzerinden yeni yada güncellenmiş bir hegemonya inşasını okumaya ve aktarmaya çalışacağım. Evet bana göre iddia kumar vs artık hegemonyanın bir aracı olarak tartışılmalıdır.İnsanlar ablukaya alınmış durumda. Kimisi gönüllü, kimisi tehditle kimisi kişisel çıkarla kimisi de tıpkı kumar gibi düzenin nimetleri ile hem siyasal hem de ideolojik iktidara bağlanıyor.

“Hegemonya, en iyi, rızanın örgütlenmesi olarak anlaşılır. Bağımlı bilinç biçimlerinin şiddet ya da zora başvurulmadan inşa edildiği süreçtir.”
Michele Barrett

“2007-2023 döneminde devletin şans oyunlarından topladığı vergi yüzde 7 bin 949 artmış durumda. 2023’ün ilk 10 ayında şans oyunlarından elde edilen gelir 19,4 milyar, 2024’te toplanması beklenen şans oyunları vergisi 55 milyar. Nereden para kazanıyor devlet?”
-Veli Ağbaba (Tbmm plan bütçe komisyonu konuşmasından)

Milli Piyango’nun 1 Ağustos itibariyle özelleştirme kapsamında Demirören-Sisal ortaklığına geçmesiyle, Türkiye’de bugüne kadar yasak olan online şans oyunları da siteye yüklendi. Milli Piyango artık loto ve piyango çekilişlerinin yanı sıra kumarhanelerdeki gibi anlık olarak 12 ayrı oyun da oynatıyor. Zar oyunu dahi var…
-Gazete Duvar (4 Ağustos 2020)

Özellikle pandemi döneminden itibaren sanırım artık bir çoğumuzun gündelik hayatında daha fazla şahit olmaya başladığı bir gerçeklik var : Kumar ve umut sektörü… Ben bu yazıyı kırsalda tanık olduklarım yada dinlediklerim üzerinden yeni yada güncellenmiş bir hegemonya inşasını okumaya ve aktarmaya çalışacağım. Evet bana göre iddia kumar vs artık hegemonyanın bir aracı olarak tartışılmalıdır.

Artık bu işlerin bağımlısı olmuş birisiyle muhabbetim esnasında anlattığı şeyler kafamda bugüne dek boşluktaki soruları cevaplamaya başladı. İktidarın özellikle elindeki zor ve ideolojik aygıtları ile inşa ettiği rıza sürecinden ayrı olarak burda daha farklı bir şey vardı sanki. Kumar bugüne dek çok kez ‘teşhis’ edildi tabi. Ülkemizde tabipler bunu bir halk sağlığı sorunu olarak tanımladı. Çünkü kumarın yarattığı yıkımların çok fazla örneğini gördü bu ülke. Bu umut sektörü nedenleri ve sonuçları ile defalarca ele alındı. Ama kumar sadece kaybettirdiği vakit, sonuçları nedenleri vs tartışıldı. Alt ve orta sınıflar arasında neden bu denli yaygınlaştı ve normalleşti? Ekonomik olarak bir boşluğu dolduruyor mu?

Başarılı bir sistem eleştirisi yapan ve oldukça ilgi toplayan Kore yapımı Squid Game dizisinde önemli bir sahne vardı. Yarışın zorlukları karşısında yarışmacı olarak katılan borçlular topluluğu yarışın sona ermesini oylamış ve sona ermişti. Sonra ise kendileri rızaları ile yarışa geri döndü. Buradaki rızanın temelinde ‘kaybedecek bir şeyi kalmaması” var. Ki bunun için ölümü bile göze almışlardı. Marjinal bir kurgu ile bu rızayı sinemaya aktarmıştı yönetmen.

Günlük hayatta her zaman böyle sonuçlanmıyor tabi. Ve belki de neoliberalizm ve finansallaşma ile kumar hep kaybettiren olmuyor. Borç yiğidin kamçısı derler ama borçlu adam hep korku içinde olur. Talep edemez, itiraz edemez. Bir müddet sonra değişimden korkar çünkü neoliberalizmin görünmeyen eli parmak sallar ona sürekli. Kumardaki mantık bir boşluğu telafi etmesi aslında. Geçinemiyor, ev kirasını ödeyemiyor, istediği ürünü alamıyor vs. Bunun için kumar cazip geliyor. Çalışarak telafi edecek olsa zaten kumarla ne işi var.

Emek değersizleşiyor, hayat daha da pahalı hale geliyor. Hatta belki ailesi ile bir tatil yapmak istiyor. Yoksulluktan öyle bunalmış ki çare olarak görüyor belki. Bireysel kurtuluşun, kolay paranın da bu denli itibar kazandığı dönemde her şey onu alternatif olarak kumara yöneltiyor. Burada alternatif kelimesinin altını çizip daha sonra değinmek üzere devam ediyorum.

Bu iktidar döneminde bunca yoksullaşmaya rağmen neden güçlü bir itirazın doğmadığı yada nasıl hala desteğini koruduğu çok tartışıldı. Yurtsevercede de bunla ilgili çok değerli yazılar var.. Bunları yeniden tekrarlamak istemiyorum. Benim bu kumar konusunda fark ettiğim başka bir şey var : insanlar kaybettiklerini geri alamayacaklarını anladıkları zaman, artık talep etmeyi bırakıp bunu başka yollarla telafi etmeye çalışıyor. Ve kumar bunun için en ideal araç.

Görüştüğüm insanlar arasında bunu açıkça ifade edenler vardı : Bu ay işler düşüktü ama – herhangi bir kumar sitesinin adını zikrederek- orda biraz telafi ettim diyor. Yada maaş gününe kadar elimde bir şey yoktu ama şuradan kazandığım bana soluk aldırdı vs.

Eskiden varlıklıların imtiyazı gibi görünen casino oyunlarına hem de yasal sitelerde bir telefon ile ulaşabiliyordu insanlar artık. Gençler emekçiler orta sınıflar artık borsada, kripto para işinde, yasal kumarda. Alın size kültürel hegemonya. Bu konu için Onur hocamın şu yazısını buraya bırakıyorum: Seçim Sath-ı Mailine Girerken: Kültürel İktidar Üzerine Söylev

İktidarın bir türlü hegemonyayı ele geçiremediğini söyleyenler, bu iktidarın neoliberalizm en başarılı temsilcisi olduğunu es geçiyor. İktidar bu işin hakkını verdiği için, neoliberalizmin tüm nimetleri ve bu imkanı (yasal kumar) en başarılı şekilde garanti altına aldığı için iktidara desteğin bir ayağı da burda aranabilir mi?

Cumhurbaşkanı krizin ta en başlarında patronlara ‘krizi fırsata çevirmek’ten bahsetmişti. Neoliberal birey için de bu geçerli kural artık. Bunun için sermaye sınıfından olmasına gerek yok. Sistemin çarkları böyle işliyor artık ve bu neoliberal birey de bu düzenin tehdit altında olmasını istemiyor. İşte Akp bu düzenin kendini ispatlamış en başarılı muhafızı. Neoliberal birey iktidarın hakkını teslim ediyor : Yiğidi öldür hakkını yeme.

Yukarıda altını çizdiğimiz “alternatif” bir müddet sonra onun için artık ‘yok’ oluyor. Yani kurumsal muhalefet ona bir alternatif sunmadığı zaman, o da en azından düzene uyum sağlama gereği hissediyor ayakta durmak için. 80 sonrası ve bugünün gerçekliğini gözönünde bulundurursak, bugün ortada bir alternatif olsa, insanlar yine buraya yönelir miydi, çok tartışılır ama kumar oynamaktan ve kazanmaktan tek muradı ‘iyi – kötü hayatını sürdürmek’ olan alt sınıflar için en azından tüm bunların bu denli normalleştirilmesi engellenirdi.

Yazıda neoliberal bireyi sadece kumar örneği üzerinden ele aldım ama yerel seçime günler kala özellikle iktidarın desteğinin güçlü olduğu bizimki gibi yerlerde, insanların oy tercihlerindeki temel motivasyona da kısaca değinmek iyi olur. Birçok insan ‘kazanacak aday’a göre tercihini belirlemeye meyilli. Yani herhangi bir kriter yok, kentine yada kendine dair bir taleple konuyu ele almıyor, kazanacak ata oynamak istiyor. Adayların kişiliği partisi yada projeleri ile çok ilgilenmiyor.

Ticari ilişkiler ve kişisel çıkarlar oy davranışında etkili oluyor. Konuştuğunuz zaman haklı nedenler de sıralayabiliyor bu insanlar. Çünkü ortada başarılı bir yerel oligarşi inşası var. Oğlunun işe ihtiyacı var ve yerel iktidar sahipleri çözebilir bunu. Ötekinin ticari ilişkileri var. Ya işini büyütmek ya da ayakta kalmak istiyor. Taşra eşrafı her zaman sınıfsal çıkarlarına göre hareket ediyor tabi ama ortada 22 yılda (tabi öncesi de var) inşa edilmiş bir iktidar ve toplum var. Bu insanların oy tercihlerinin bir mantığı olmadığını iddia etmek yanlış çıkarımlara neden olabiliyor.

İnsanlar ablukaya alınmış durumda. Kimisi gönüllü, kimisi tehditle kimisi kişisel çıkarla kimisi de tıpkı kumar gibi düzenin nimetleri ile hem siyasal hem de ideolojik iktidara bağlanıyor.

Türkiye Yüzyılı’na Hoşgeldiniz.

“Sosyalistlerin İşçi Sınıfıyla Diyalog İçin Yeni Bir Dile İhtiyacı Var”

Mehmet Türkmen ile Söyleşimizin son bölümünde Türkiye’deki sosyalist siyasal özne ve grupların genel bir değerlendirmesine yer verdik. Türkmen popülerleşen sosyalist simge ve isimlerin önemli olduğunu ancak mücadelenin sadece popülerleşmeye feda edilmemesi gerektiğini vurguluyor: “Sosyalizmin sadece…

‘Solcu’ Beyaz Yakalılar: “İşte bunlar gidip AKP’ye oy veriyor. Bunlara müstahak” diyor.

Mehmet Türkmen’le söyleşimizin dördüncü bölümünde işçi sınıfının etnik, kültürel ve siyasi profiliyle orta sınıfların işçi sınıfına bakışı konusuna eğildik. Türkmen işçi sınıfının siyasi profilindeki farklılaşmadan çok sürekli bir örgütlenmenin önemine dikkat çekiyor, orta sınıfın horlayıcı…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir