STEPOKRAT: Sencer Divitçioğlu -1-

Tahmini Okunma Süresi: 3 dakika

2014 Eylül ayında 87 yaşında vefat eden Sencer Divitçioğlu benim tarihe bakış açımı değiştiren insandır[1]. Eserleri devlet aygıtına karşı konumlanmamda kilometre taşı işlevini görmüştür. Artık o ve eserlerinden yola çıkarak yeni bir “retorik uyar”ında bulunmanın zamanı geldiğini düşünmekteyim. Devlet fetişizmine karşı, devletin insanları “sahip oldukları zor araçlarından ve geleneksel-yerel cemaat zırhından”[2] soyutlamasına karşı bir duruş gerekiyor. Tebaa olmaya karşı “eşitlikçi, dayanışmacı ilişki ve değerlerin”[3] tekrardan hatırlanması içindir çabamız. Yurtseverce’nin savunduğu değerlerin ipuçlarını Sencer Divitçioğlu’nun çalışmalarında bulabiliriz.

Öncelikle Sencer Divitçioğlu’nun dili etkileyicidir. Sosyal Bilimler alanına yakışacak ölçüde zengindir. Tabiatıyla Türkçe’dir. Bu Türkçe serüveninde hem daha iyi anlatma/açıklama hem de Türkçe’yi geliştirme çabası görülür. Sosyal Bilimler’de kullanılan İngilizce kavramlar alıkonulmuş ve Türkçe seslendirilmiştir. Kullanılan dil, eserlerinin kalitesini gözle görülür şekilde arttırmıştır. Mesela Divitçioğlu’nun türettiği kelimeleri sınıflandıran Adnan Ekşigil’den yardım alabiliriz. Birinci kategoriyi üçe ayırır Ekşigil; a) Türkçe’de doğrudan karşılığı olmayan kelimeler (Derneşik/Aggregate gibi…) b) Türkçe’de karşılığı zayıf kalanlar (Aylan/Contour gibi…) c) Aynen yabancı dildeki gibi kullanılanlar (Azrak/Minumum gibi…). İkinci kategoride ise Türkçe’de karşılığı olan ve buna rağmen “öz Türkçeleştirilmiş” sözcükler vardır.[4] Ayrıca mesele anlamak ise mesela Aziz Yardımlı’nın felsefe çevirileri ile Hoca’nın çabalarını bir tutmamak gerekir. Çok daha nitelikli bir öz-Türkçeleştirme söz konusudur. Yine de hatırlatmakta fayda var: Bilime giden düz bir yol yok!

Yazar tarih çalışmalarını Antropolojik paradigmalar yardımıyla kurgular. İktisadi modellerden de yararlanmıyor değildir. Antropolojinin temelinde “yaban” ya da “barbar”[5] olarak görülenler vardır. Divitçioğlu’nun çalıştığı dönemler söz konusu olacak olursa, tarihte bozkır toplumlarının da kendilerini objektif bir şekilde anlatamadıkları vakıadır. Çoğunlukla onları “medeni” kaynaklardan takip ederiz. Haliyle bozkır toplumlarının tarihi biraz kurcalanacak olursa Antropoloji ile iç içe geçmiştir denebilir. Ayrıca yapılan tarih “uyar”ı antropolojik “avadanlık”la zenginleştirilmiştir. Mesela Marshall Sahlins’in modelleri ile “öğür” olan bir tarih çalışması neden okunmasın? Divitçioğlu’nun antropolojik-tarih çalışmalarının özü budur. Model kullanmasını deli gömleği olarak niteleyenlere de bir iki çift sözü vardır Hoca’nın: “Kentleri, ülkeleri, kıtaları, dünyayı ve evreni anlamak için haritalar çizmiyor muyuz?”[6]

Sencer Divitçioğlu tarihin soft bir yapısı olduğunu söyler. Uğraştığı bilim dalının (tarih) yorumlarla kurulduğunun farkındadır. Kısaca alıntı yapacak olursak; “doğa bilimlerinde gelecek için asla belirsizlik, toplum bilimlerinde geçmiş için asla belirlilik hali söz konusu olamaz” der.[7] Hoca tarihin “açıklama yoğun ama anlama tasarruflu” olduğundan dem vurur.[8]. Hermenötik bütün parça ilişkisinden yola çıkarak “açıklama anlama tabanında, anlama da açıklama tabanında anlaşılır” şeklinde bir sonuca varır.[9] Hatta daha da ileri giderek insan bilimleri kümesi önerir.[10]

Divitçioğlu’nun çalıştığı zaman diliminde belgeler “akım değil stok” halinde olduğu için yaptığı tarih “uyar”ında hayal gücüne yaslanmak zorunda kalmıştır. Ama öyle bir düşünce gücüne sahiptir ki linguistik biliminin de yardımıyla kriptoloji uzmanı gibi mesai harcamıştır. Bizim görevimiz mevcut mevzileri berkiterek Divitçioğlu’nun mirasını daha ilerilere taşımaktır, güncele değin de söz söylemektir, “retorik uyar”ın da bulunmaktır. Resmi ve egemen ideolojiyi her alanda sorgulayan Divitçioğlu, ordusuz bir komutandır. Tek başına bir kalkışma denemesi yapmıştır. Devletli Selçuk Beyi’nin karşısında, devletsiz Oğuzların ise yanındadır. Takipçilerinin artması dileği ile devam etmek niyetindeyim.


Kaynaklar

Divitçioğlu, S. (2015). Asya Üretim Tarzı ve Osmanlı Toplumu. İstanbul: ALFA.

Divitçioğlu, S. (2015). Oğuz’dan Selçuklu’ya. İstanbul: ALFA.

Divitçioğlu, S. (2015). Orta Asya Türk Tarihi Üzerine Altı Çalışma. İstanbul: ALFA.

Divitçioğlu, S. (2015). Osmanlı Beyliğinin Kuruluşu. İstanbul: ALFA.

Divitçioğlu, S. (2015). Sekiz Türk Boyu Üzerine Bazı Gözlemler. İstanbul: ALFA.

Divitçioğlu, S. (2016). Orta Asya Türk İmparatorluğu. İstanbul: ALFA.

Divitçioğlu, S. (2016). Ortaçağ Türk Toplumları Hakkında. İstanbul: ALFA.

Ekşigil, A. (2021). Sencer Divitçioğlu; Yaşamı ve Düşüncesine Dair Notlar. İstanbul: İletişim Yayınları.

Yurtseverce Sözümüz. (tarih yok). https://yurtseverce.com/yurtseverce-sozumuz/ adresinden alındı


[1] Divitçioğlu’nun “Stepokrasi” modeline vurgu yapmak istedim. Ayrıca kendisini de bu şekilde tanımlayabilirim. Asya Tarih’ine yaptığı katkılardan ötürü.

[2] (Yurtseverce Sözümüz, tarih yok)

[3] (Yurtseverce Sözümüz, tarih yok)

[4] (Ekşigil, 2021, s. 85)

[5] Yaban ve Barbar kelimelerini küçümseyici anlamda kullanmıyorum.

[6] (Divitçioğlu, Orta Asya Türk İmparatorluğu, 2016, s. 21)

[7] (Divitçioğlu, Ortaçağ Türk Toplumları Hakkında, 2016, s. 19)

[8] (Divitçioğlu, Ortaçağ Türk Toplumları Hakkında, 2016, s. 33)

[9] (Divitçioğlu, Ortaçağ Türk Toplumları Hakkında, 2016, s. 41)

[10] (Divitçioğlu, Oğuz’dan Selçuklu’ya, 2015, s. 17)

AKP Seçimle Devrilebilir mi?

Gerçek bir seçimi mümkün kılabilecek tek kuvvet halk kitlelerinin örgütlü kuvveti olabilir. Tam teşekküllü bir toplumsal mücadele seçimi riske etmez, bunu iddia etmek AKP söylemini ve aklını içselleştirmektir. AKP şu an ne yapmak istiyor ve…

Aşırı Sağın Yükselişinden Çıkarılacak Dersler

Aşırı sağcılar en kolay tabirle “doğru yerlere basıyorlardı”. Ulusal bütünün ve kamusallığın parçalanışına hayatımıza yerleşen problemler olarak işaret ediliyordu. Burası doğruydu ve kitlesel desteği de çoğunlukla bunlara işaret etmekten aldılar. Ancak aşırı sağcılar, buradan sonra…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir